Lütfen Arama terimlerinizi kutucuğa yazınız

Özel Arama

KAŞ VE KİRPİK DÖKÜLMESİ

Suna Dumankayanın kaş ve kirpik dökülmesi için önermiş olduğu bakım kürünün tarifi aşağıda verilmiştir.
Bir çorba kaşığı badem yağı, bir tatlı kaşığı buğday özü yağı ve bir tatlı kaşığı soya yağına 3'er tane ceviz ve fındık katın. Bu karışımı kısık ateşte 10 dakika ısıtın. Süzerken bir çay kaşığı lanolin karıştırın. Küçük bir cam kavanoza koyup, her gece yatmadan önce pamuk yardımıyla hafifçe kirpik diplerinize sürün. Gözünüze kaçırmamaya dikkat edin.bu karışımı kaşlarınız içinde uygulayabilirsiniz.

GÖZ ALTI MORLUKLARI İÇİN SUNA DUMANKAYA ÖNERİSİ

Suna Dumankaya Gözaltı morlukları ve göz altında oluşan halkalar ile gözaltı şişlikleri ve torbaları için herkesin evde uygulayabileceği bitkisel önerilerde bulundu.

Gözaltı morlukları ve şişlikler için elma kabuğu yada kivi kabuğunun etli iç kısmının gözaltı torbalarının üzerine koyarak 15-20 dakika gözaltında bekletin etkili olduğunu göreceksiniz.

Kullanmış olduğunuz gece kreminin içine Üzüm suyu ve bal katıp karıştırın.Bu karışımı göz altlarına ve isteğe göre tüm yüz cildinize sürüp 20 dakika bekletin.

1 çay kaşığı kahve ile yumurtanın akını karıştırıp gözaltında bulunan morluklara uygulayın

GERÇEKTEN ETKİLİ SELÜLİT SERUMU


selülit tedavisi,selülit giderici ürünler,doğal selülit gidericiler,selülit ilacı,selülit serumları,selülitlerimi nasıl giderebilirim diyorsanız,iyice okuyun.


Bugün size selülitlerle ilgili mucize gibi bir ürün tanıtacağım.Daha önceleri yurt dışından temin ettiğim bu ürün şimdi türkiyede de satılmaya başlamış.tamamen doğal ve bitkilerden elde edilmiş bir ürün olması onu cazip kılıyor.Bitkisel içerikli bir serum ,serumu uygulayıp 4 dakika bekliyorsunuz.selülitlerde gözle görülür derecede azalma sağlıyor bu ürün.Ürünün adı Adonia legtone serum .Ürünün 6 haftalık uygulaması sonucunda selülitlerinizde yaklaşık yüzde 72'lik bir azalma sağlıyor.Ürünün kendi sitesinde satış fiyatı 87 dolar.kampanyasıda var 2 kutu alana bir kutu bedava.bir kutu yaklaşık 1 ay gidiyor.

SAÇLARIM KEPEKLENİYOR NE YAPMALIYIM


saçta kepeklenme neden olur,kepek sorununa çözüm yolları,saçım aşırı kepekli ve yağlı,kepek giderilebilirmi?bu ve benzeri soruların cevabını aşağıda bulabilirsiniz.

Dış etkenler :

• Sıkça saç spreyi, jöle kullanımı,

• Saçın iyi durulanmaması,

• Sıkı şapka ve eşarp kullanımı,

• Soğuk ve kuru hava,

• Saç boyasının yanlış kullanımı.
İç etkenler :


• Stres,

• Hormonal dengesizlikler,

• Yorgunluk,

• Beslenme bozukluğu,

• Alerjik durumlar,

• Fazla terleme,

• Hijyene özen göstermeme,

• Aşırı şeker, yağ ve nişasta tüketimi.

Neler yapmalı, nelere dikkat etmeli ?

1. Öncelikle beslenme alışkanlığınıza dikkat etmelisiniz. Yukarıda da belirttiğim gibi aşırı şeker, yağ ve nişasta tüketiminden uzak durmalısınız. Kepek oluşumuna zemin hazırlayan karbonhidrat ve yağ asitlerine karşı B vitamini açısından zengin besinler tüketin. Sarımsak ve kekik de kepeğe karşı etkili besinler arasındadır.

2. Kaliteli kepek şampuanları kullanın. Saçınızın hijyenine dikkat edin, sık yıkayın. Mutlaka iyice durulayın.

3. Alternatif bir öneri olarak elma sirkesine yer vermek istiyorum. Saçınızı yıkadıktan sonra son durulama suyuna ( 1 lt. suya ) 1 çay bardağı elma sirkesi ekleyin. Saçınızı bu su ile durulayın. Bir süre boyunca saçınızı her yıkadığınızda bunu tekrarlayın.

DR.ÖMER COŞKUN ÇOCUKLARDA ALT ISLATMA SORUNU

Çocuğum altını ıslatıyor,çocuğumun altını ıslatmaması için ne yapmalıyım.Kocaman oldu ama çocuğum hala altına işiyor.alt ıslatma probleminin çaresi yokmu.Bitkisel tedavisi yokmu dediğinizi duyar gibiyim.Geçenlerde televizyonda yayınlanan İkballe şifalı yemekler proğramında doktor Ömer Coşkun çocuklarda alt ıslatma sorunu ile ilgili bitkisel önerilerde bulunuyordu.Bende üşenmedim kağıdı kalemi alıp yazdım.

Doktor çocuklarda alt ıslatma problemi için Havlıcan macununu ısrarla tavsiye ettiğini söyledi.ayrıca altına kaçıran çocukların Ardıç yağı kullanmalarını önerdi.Bu ardıç yağı şişede satılıyormuş.sabah 5 damla akşam 5 damla kullanılması öneriliyor.Birde yakı otu çayını önerdi.1 çay bardağı yakı otu çayını 5 dakika demlenip içilmesi gerekir,Allahın izniyle bir aylık kullanım sonunda çocuğunuz artık altına kaçırmayacak diye iddialı konuştu.Tabi son söz yinede sizin kullanıp kullanmamak size kalmış.Biz bilgiyi paylaşalımda çoğalsın.sizin bildiğiniz değişik yöntemler varsa onlarıda yorum bölümüne yazın derdi olanlar faydalansın. 

Gözaltı torbaları ve Mor Halkalar için Garnier Roll-On


Garnier göz roll ürününü piyasaya çıkardı.Televizyondada reklamları dönmeye başlayan ürün için üretici firma iddialı.Özellikle kadınların göz altında oluşan şişliklerden ve göz altı torbalarından şikayetçi olduğunu düşünürsek ürün denemeye değer.Ancak ben okuyuculara örnek olması ve paralarının çöpe gitmemesi açısından bu ürünü deneyen bayanların sonuçları bizimle ürün hakkında yorum yaparak paylaşmasını istiyorum.

Ürünün Avrupada yılın ürünü seçildiği ve İngilterede her 15 saniyede bir adet satıldığı iddia ediliyor.Ürünün içeriğinde bulunan kafein mikro solüsyonun göz altındaki kan dolaşımını arttırarak,gözaltı torbalarını indirmeye yardımcı olduğu belirtiliyor.

Garnier göz roll ürünün piyasa satış fiyatı 14.99'dur

ISIRGAN OTU ÇAYI NELERE FAYDALI


Yaprak Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu, orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla haşlanır , 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak yeni demlenmiş çay aç karnına veya öğün aralarında tatlandırılmadan içilir. Kokusunu veya tadını rahatsız edici bulanlar çaylarına biraz nane ilave edebilirler.

Kök Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan sonra, ateşten indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.

Tohum Çayı: Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, yemeklerden yarım saat önce soğutulmadan içilir.

Isırganotu Tentürü: Ilkbaharda veya sonbaharda sökülen kökler bol suda iyice yıkanır, elden geldigince ince kıyılır ve bir sisenin bogazına kadar doldurulur. Köklerin üstüne çıkacak kadar 35-40 derece etil alkol eklenir, hergün çalkalanarak güneste 14 gün boyunca bekletilir ve süre sonunda bir tülbentten geçirilerek süzülür. Koyu renkli siselerde, serin bir yerde yıllarca saklanabilir.

El ve Ayak Banyoları: Iki avuç dolusu yıkanmıs kök, sap ve yaprak, 5 litre soguk suya konularak, 10-12 saat bekletilir ve sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır. Banyo sırasında bitkiler suyun içinde kalabilir. Bu banyo suyu, yeniden ısıtılarak, 2-3 kere daha kullanılabilir.

Saç Yıkamak: 4-5 avuç taze veya kurutulmus yaprak, 5 litre suya koyulur, agır ateste kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür. Kök kullanıldıgında ise, 2 avuç dolusu ince kıyılmıs kök, 10-12 saat soguk suda bekletilir, sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklendikten sonra süzülür. Bu durumda, saç yıkamak için sodalı sabun gerekir.

Kullanım alanları
Böylece, pankreas üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu için, ısırganotu çayı ile kandaki şeker düzeyi düşürülebilir. İdrar yolları hastalıkları ve iltihapları, da bitki çayı ile iyileştirilebilirler. Aynı zamanda da dışkılama kolaylıkları sağladığından, bir ilkbahar kürü için özellikle önerilir. lkbaharda ve sonbaharda filizlendiğinde, onunla 4 haftalık bir çay kürü yapmak önemlidir. Sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı yudumlanarak içilebilir. Bu tür çay kürlerinden sonra kişi kendini anlatılamayacak kadar iyi hissedebilir. Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü değildir. Ama duyarlı kişiler, ona biraz papatya veya nane ekleyerek, lezzetini ve kokusunu değiştirebilirler.

Isırganotu, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir. Değerli etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C) alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (kaynatılmaz). Isırganotu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir. Mikroplu hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve verimliliği giderek azalır. Işte bu durumlarda, demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir.

 Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder, enerji ve çalısma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar. Safrakesesi rahatsızlığı ve kansızlık durumlarında da bitki çayı fayda sağlayacaktır. Ödemlerde, ısırganotu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında, alyuvarlar eksikliğinde, anemi de yardımcı olur. Herhangi bir alerji rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içebilirler. Bitki, soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur.


Taze ısırganotu yaprak ve kökünün kaynama suyuyla baş yıkanabilir ve saçlar canlanarak, sık bir biçimde büyümeye başlarlar. Her tür saça özellikle iyi gelen ısırganotu tentürünü herkes kullanabilir. Kafa derisi kepeksiz, saçlar sık, yumuşacık ve parlak! Damar tıkanıklıklarında da (baldırlarda), ısırganotu çok büyük yardımlar sağlar. Bu hastalığı çeken bazı kişiler, ağer zaman geçirmeden, ısırganotu kökü ayak banyoları yapacak olurlarsa, olası bir bacak empütasyonundan kurtulabilirler. Her tür kramp, nerden gelirse gelsin, kan dolaşımı bozukluğunun habercisi olabilir. Böyle durumlarda, bitkinin kaynama suyula masaj veya banyo yapmak fayda sağlayacaktır. Bu durum, koroner damarlarının daralması gibi özel durumlarda da geçerlidir. Belden yukarısı banyo küvetine doğru eğilir ve kaynatılmış bitkinin ılık suyuyla kalp bölgesine hafifçe masaj yapılır. Siyatik, lumbago ve kollarda, bacaklarda oluşan sinir iltihaplanmalarında, ağrılı bölgelere, yapraklı taze ısırganotu dalı hafifçe sürülür. Örneğin siyatikte, ayak ekleminden başlamak üzere, dıştan kalçaya kadar ve oradan da bacağın iç tarafından topuğa kadar yavaşca sürülür. Bu iki kere daha yenilenir ve son olarak, kalçadan başlayarak aşağı doğru inilir. Gerektiğinde daha başka bölgelere de aynı biçimde uygulanır. Isırganotunun sebep olduğu kaşıntıyı önlemek için, işlem sonunda o bölgeler pudralanır.

Egzama ve egzamaya eşlik eden baş ağrıları ısırgan otu çayı ile iyileştirilebilirler. Isırgan otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna karşı da kullanılabilir. Böbrek hastalıkları ve zorlu baş ağrıları genellikle bir arada görülürler. Egzemalar genellikle dahili bir nedene dayandıklarından, onları içerden, kan temizleyici bitkilerle iyleştirmek gerekebilir. Isırganotu, en başta gelen kan temizleyici ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir


KİVİ NELERE FAYDALI

KİVİ : Doğal vitamin deposu kivinin, yaşlanmayı durdurmaktan beynin daha iyi çalışmasını sağlamaya, stresten kalp krizini önlemeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye kadar birçok faydasının olduğu belirtiliyor. Kivideki düşük sodyum ve yüksek potasyum içeriği kalp basıncı üzerinde olumlu etki yapıyor. Kalp ve damar sağlığı açısından kolesterolün düşürülmesinde etkili bir madde olan pektin kivide bol miktarda bulunmaktadır. Antioksidan C ve E vitaminlerinin damar tıkanmasını önleyici etkileri ile kivi tam bir kalp dostudur. Lifli yapısı ile yiyeceklerin bağırsaklardan düzgün geçişine yardımcı olur. Bu özelliği ile zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlar. Ayrıca, vücudun vitamin ve mineral kaybının hızla dengelenmesi için mükemmel bir gıdadır. Bir adet kivi altı adet portakala bedeldir. 

SOYA FASULYESİ NELERE FAYDALI

SOYA FASULYESİ : Soya fasulyesi ve ürünleri erkekleri başta kalp-damar hastalıklarından ve prostat kanserinden koruyucudur. Kadınları meme kanserinden korumakta, menopoza girdiklerinde şikayetlerini azaltmakta olup, kemiklerin zayıflaması ve kırılma özelliklerinin artmasına (osteoporoz) mani olmaktadır. Soya tüketimi ile kalp-damar hastalıklarında azalma sağlanmakta, yaşlanma daha yavaş seyretmekte ve toplam kolesterol düşürülmektedir. Soya fasulyesi alıştığımız tarzda kuru fasulye gibi az etli veya tavukla pişirilip yenebilir.  Zeytinyağlı pilaki gibi pişirilip soğuk yemek olarak veya haşlanıp salata üzerine konularak tüketilebilir. Soya peyniri(torfu) tatsız, tuzsuz, beyaz peynir renginde ve kıvamındadır. Soya filizi tek başına veya salatalara katılarak çok kısa zamanda tüketilmelidir. Soya sosu sos olarak yemeklerde kullanılır. Çok tuzludur bu nedenle yemeğe ayrıca tuz ilave edilmemelidir. Soya eti kıyma ve kuşbaşı olarak süper marketlerde satılmaktadır.  Kuru sünger gibi ve tadı tuzu yoktur. Sevdiğiniz herhangi bir sosa yatırırsanız kısa zamanda onun tadını alır ve bilinen et kıvamına gelir. Etle yaptığınız her yemekte kullanabilirsiniz. Soya unu soya fasulyesinin öğütülmesi ile elde edilir ve unlu mamullerin üretiminde kullanılır. Haşlanmış soyadan elde edilen kremalı bir sıvı olan soya sütü besleyici özelliğinin yanında laktoz içermemesi nedeniyle inek sütüne alerjisi olanlar için de iyi bir alternatiftir. Soyanın ayrıca yoğurdu, tempeh ve miso adında yemekleri de mevcuttur.  

SARIMSAK NELERE FAYDALI

SARIMSAK : Doğal aspirindir. Antibiyotik olarak da başarı ile kullanılır. Sarımsak bağışıklık sistemini güçlendirir, kötü kolesterole karşı savaşır, LDL kolesterolü düşürür, tansiyonu sağlıklı bir düzeye düşürür, kanser hücrelerinin büyümesini engeller, beyin yaşlanmasını önler, vücudu koruyan hücreleri destekler, bağırsakları yumuşatır, mikropları öldürür, hazmı kolaylaştırır, balgam söktürür, ateş düşürür, kireçlenme, kalp krizi, kanser, bronşit, astım gibi solunum yolu hastalıkları, mide ülserleri ve tüberkülozu önler. Pıhtıları çözer ve pıhtılaşma süresini uzatır. Kalp için çok değerlidir. Kan dolaşımını her yönden düzenler. Atardamarları bir ölçüde sağlıklı hallerine döndürebilir. Her gün en az bir diş sarımsak yenilmesi önerilmektedir. Sarımsak kokusunu gidermek için bir tutam maydanoz veya birkaç tane kahve çekirdeğinin yeterli olacağı aklınızda bulunsun. Kokusu nedeniyle sıradan sarımsağı yiyemeyenler için  kokusundan arındırılmış ve kimyası biraz değiştirilmiş ürünler tavsiye edilmektedir. 

KABAK NELERE FAYDALI

KABAK (Cucurbita) : Kabakgiller familyasından, meyvesi sebze olarak kullanılan, otsu bir bitki cinsidir. Kökü saçak şeklindedir. Gövdesi sürüngen, köşeli, ince ve çok uzundur. Üzerinde sert ve kısa tüyler bulunur. Yaprakları büyük, kaba, tüylü; çiçekleri sarıdır. Meyvesi, etli ve suludur. İçinde kabak çekirdeği denilen pek çok tohum vardır.
Faydası: İdrar söktürür ve idrar tutukluğunu giderir. Böbrek ve mesane iltihaplarını temizler. Prostattan doğan şikâyetleri giderir. Mide ve bağırsaklara yumuşaklık verir, kabızlığı giderir. Basuru olanlar için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Helvacıkabağının çekirdekleri bağırsak kurtlarının düşmesine yardımcı olur. Lapası dıştan tatbik edilecek olursa boğaz ağrılarını ve kadınlarda görülen akıntıyı keser.

KANSERİN DÜŞMANI YEŞİL ÇAY


ÇAY : Siyah veya yeşil olsun, çayın her türlü kanser riskinin azaltılmasında etkili olduğu bilinmektedir. Çayın içinde bulunan “polifenol” maddesinin antioksidan özelliği nedeniyle kanserden korunmaya yardımcı olduğu tespit edilmiştir. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini % 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran % 60’a kadar çıkıyor. Günde iki fincan çay içmenin cilt kanserine yakalanma riskini azatlığı, limonlu çayınsa bu riski daha da düşürdüğü ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmalarda günde iki fincan yeşil veya siyah çay içen deneklerin cilt kanserine yakalanma riskinin yüzde 65’e kadar azalabildiği belirlendi. Çaya limon katmanın ise bu içeceğin kanserden koruyucu özelliğini daha da artırdığı tespit edildi. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor. Yeşil çay (Çin çayı) bildiğimiz normal çayın mayalanmamış, harmanlanmamış doğal şeklidir. Antioksidan bakımından çok zengin, ucuz ve kalorisiz bir kaynaktır. Kanser ve kalp hastalığı ile mücadele etmeye yardımcı olur. Damar çeperi fonksiyonlarını geri getirerek kalp krizi riskini % 44’leri bulan oranlarda düşürür. Kolesterolü kontrol altına tutar. Güçlü bir cilt dostudur. Kilo vermeye yardım eder. Dolaşımı hızlandırır, böbrekleri çalıştırır, kanı temizler, bağırsakları çalıştırır, gazı giderir ve ağız kokusuna neden olan bakteri plağını çözer. Günde 3-4 fincan yeşil çay içmenin, uzun vadede kansere karşı koruyucu olduğu bilimsel olarak ispat edilmiştir. Günde 3-4 fincan yeşil çay içmek ; daha sağlıklı olmak, hastalıklara yol açan serbest radikalleri temizlemek ve vücuttaki toksinleri atmak, zayıflama hızını artırmak gibi pek çok yarar sağlayacaktır. Tadı buruk olduğu için çok kaynatılması ve aşırı koyu yapılması yeşil çayın tadını bozar. Gece yatarken içildiği takdirde uyku düzenini bozabilir. Bazı ilaçlarla birlikte kullanılırsa ilaçların etkisini değiştirebilir. Bu nedenle ilaç kullananların yeşil çay ve benzeri ürünleri doktora danışmadan içmemeleri gerekir. Genelde hiçbir bitki çayı çok acı ve koyu içilmemelidir. Ayrıca piyasada tablet ve şurup olarak da satılmakta olup, bu haldeyken  dikkatli alınması gerekmektedir. Bir kapsül yeşil çay üç fincan yeşil çaya eşdeğerdir ve bir fincan yeşil çaydaki kafein miktarının beşte birinden az kafein içerir. Tansiyon problemleri olanların mutlaka dikkatli tüketmesi gerekir.  

KABAK ÇEKİRDEĞİ NELERE FAYDALI

KABAK ÇEKİRDEĞİ : Kabak çekirdeğinin içinde östrojen etkisi yapan madde yüksek oranda bulunmaktadır. Kadınları menopozun yan etkilerinden koruduğu gibi, meme kanseri oluşumuna da engel olduğu düşünülmektedir. Erkekleri ise prostat kanserinden korur ve prostat büyümesine bağlı belirtileri azaltır.  İçinde aynı zamanda antioksidan çinko ve selenyum vardır. İçerdiği demir nedeniyle kansızlığa iyi gelir. Kalp-damar sistemi için gerekli  olan Omega-3  yağ asidini içerir. Soğuk algınlığı süresinin kısaltılmasında yararlı olduğu gözlemlenmiştir. Her gün  3-4 çorba kaşığı dolusu tuzsuz kabak çekirdeği yiyerek doğal yolla birçok faydalar temin edilebilir.

NAR SUYU VE NAR EKŞİSİ NELERE FAYDALI



 NAR : Nar suyu en yüksek antioksidan etkiye sahip meyve sularından biridir. Her gün içilecek bir bardak nar suyunun kan damarlarında oluşan sertleşmeyi azalttığı ve kalp sağlığını geliştirdiği belirtilmektedir. Nar, tansiyonu olumlu bir şekilde düzenler, bağışıklık sistemini güçlendirir, kolesterol ve kan şekerini regule eder ve artmasını engeller. Bol bulunduğu mevsimde bolca tüketilmelidir. Yeni bazı çalışmalar nar suyunun yeşil çay ve kırmızı şaraba nazaran 3 kat daha fazla antioksidan etkiye sahip olduğunu göstermektedir.Nar suyu çıkarmak zahmetli geliyorsa ayıklayarak da tüketebilirsiniz.  Burada nar ekşisi ile ilgili bulduğum bir bilgiyi iletmekte fayda görüyorum. Piyasada %97 Glikoz, %3 sitrik asit (E-330) karışımı ısıtılarak rengi nar ekşisine benzer bir karışım hakiki nar ekşisi olarak satılmaktadır. Türkiye’nin yıllık nar ekşisi satışı 600 ton olup gerçek nar ekşisi üretimi ise 15-18 tondur. Ülkemizde denetim olmadığından etiketler doğru yazılmamakta ve tüketiciler aldatılmaktadır. Bu nedenle hakiki nar ekşisini bulmaya çalışılmalıdır. 

GİNKO BİLOBA NELERE FAYDALI

GİNKO BİLOBA : Belleği güçlü tutar. Bunama ve Alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılır. Kılcal damarlardaki kan dolaşımına yardımcı olur. Beyin ve omuriliğe giden oksijen ve besin maddelerini artırır. Dolaşım üzerinde olumlu etkileri olan, güçlü yaşlanma geciktirici özelliği olan antioksidan bitkidir. Görme yeteneğini korur hatta iyileştirir. Astım gelişmesini önleyebilir ya da yavaşlatabilir. Kronik baş dönmesi (vertigo), kulak çınlaması ve varis gibi sorunların tedavisinde kullanılır. Damar sertliğini hafifletir, yorgunluğu giderir, konsantrasyonu güçlendirir. Beyindeki kan dolaşımının sağlıklı olmasını sağlar. Daralan damarlar yüzünden beyne az kan gitmesi gibi durumlarda işe yarar. Kan dolaşımını artırdığı için hafif ereksiyon şikayetlerinde faydalı olduğu yapılan çalışmalarda ispatlanmıştır. Çok pis kokar onun için çayını içmek çok zordur. Normal bir ginko ekstresi kokusuzdur. Ekstrenin  yüzde 24 flovoglikosit içeriği olmalıdır. Toksitesi ve yan etkisi yoktur. Günde 80-120 miligram yeterlidir. Günlük doz olarak iki- üç defa 40-60 mg.lık tablet veya kapsül alınabilir. 

GİNSENG BİTKİSİNİN FAYDALARI



GİNSENG : Asya ve Amerika’da yetişen bu bitkinin ekstresi, yaşlılığa karşı en çok kullanılan ürünlerden biridir. Etkili bir uyarıcı olup, beyin fonksiyonlarını düzeltir, seksüel gücü artırır. Güç ve dayanıklılığı artırır, stresle mücadele eder, tansiyon yüksekse sağlıklı bir düzeye düşürür, sağlıksız derecede düşükse de yükselterek güvenli bir ölçüye getirir. Her gün  alınacak bir ilave madde değildir. Pahalıdır bu nedenle bilinen marka alınmalıdır. Anksiyete, hipertansiyon, uykusuzluk ve sinirlilik gibi yan etkileri vardır. Amerikan ginsengi panax guinguefolıus olarak adlandırılır. Panax ginseng  Çin ve Kore’de,  Panax Japanicus Japonya’da ve eleutberococcus Sibirya ‘da yetişir. Sibirya’da yetişen aslında ginseng değildir, fakat benzer etkilere sahip yakın bir akrabadır.  Çin ginsengi en güçlü form olarak bilinir. Amerikan ginsengi daha yumuşaktır ve yaygındır. Kapsülleri günde üç defa bir adet alınır.Yemekten bir saat önce alınmalıdır. C vitamini ginsengin emilimini etkileyebilir bu nedenle eğer C vitamini kullanılıyorsa ginseng’den 2 saat önce veya sonra alınır. 

EKİNEZYA BİTKİSİNİN FAYDALARI

ECHİNACEA (Ekinezya-Kirpi otu) : Bağışıklık sistemini güçlendirir. Karaciğerin koruyucusudur. Soğuk algınlığı, nezle, grip, öksürük, bronşit, her türlü virüs ve enfeksiyona karşı çok popüler bir bitkisel ilaç olup, kronikleşen ve sık sık tekrarlayan solunum yolları enfeksiyonları için de önerilmektedir. Sıvı, hap ve kapsül halinde satılır. Tek başına ya da C vitaminiyle birlikte günde 500-1500 mg. alınabilir. Kış aylarında 2-3 aylık kürler yapılabilir. 

ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ EKSTRESİ

ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ EKTRESİ : Güçlü bir anti-aging maddesidir. Kan damarlarını güçlendirmede ve damarlarda varis oluşumu ile mücadelede bir benzeri yoktur. Zayıflamış kan damarlarının yapısını güçlendirir. Kalp koruyucudur, kansere karşı direnç sağlar, HDL ve LDL seviyelerini düzenler, cinsel gücü destekler, diş eti kanamalarını ve ciltteki kırışıklıkları önler, görme gücünü artırır ve kataraktan korur, tansiyonu regule eder, bilinen en güçlü antioksidanlardan biri olup bu etkisiyle de yaşlanmayı yavaşlatır. Üzüm çekirdeği  ekstresinin 30-100 mg'lık kapsülleri mevcut. Hastalıklardan korunmak için günde 1-2 kapsül alınabilir. Bir hastalığınız varsa dozu iki katına çıkartabilirsiniz. Şimdiye kadar üzüm çekirdeği  ekstresinin fazla alınması ile ilgili bir yan etki bildirilmemiştir. Kapsül yerine bir avuç ya da fincan kara üzüm kurusu da yiyebilirsiniz. Kara üzümü ya da kurusunu yerken çekirdeklerini çiğneyiniz, böylece etkisi de artmış olacaktır. Ayrıca yağı ve çekilmiş olarak da piyasada üzüm çekirdeği  satılmakta olup üzerinde belirtilen tarifine göre tüketilebilir.  

KETEN TOHUMU NELERE FAYDALI

KETEN TOHUMU  : İyi bir omega-3 yağ asidi kaynağıdır. Kalp ve damar sağlığı için koruyucudur. Kolesterol düzeyini azaltır, kan basıncı ayarlamasını kolaylaştırır. Bol miktarda lif içerir, bu nedenle kabızlığa ve hemoroite karşı son derece yararlıdır. Sağlıklı cilt ve tırnak oluşumunu destekler. Solunum yolları iltihabına, zatürreye, bronşite ve astıma, nefes darlığı ve balgam söktürmeye, boğmacaya, diş temizliği ve parlaklığına, harici şiş ve urlara, saçı beslemeye, saç dökülmesine, kabakulak ağrısı ve şişkinliklere, romatizma ve adale ağrılarına iyi gelir. Erkeklerde cinsel gücü artırır, prostat büyümesini azaltır, üreme sorununu düzenleyebilir. Tohumundan elde edilen yağı damar sertliğini azaltır, kalp sağlığını destekler,  harici yara, ağrı ve sancılar ile romatizmaya iyi gelir. Lapası kabakulak ve çıbana iyi gelir. Tohumu diğer hastalıklar için dövülerek toz halinde yutulur. Hafif kavrulmuş taze keten tohumunu öğüterek salata veya yoğurda ilave edebilirsiniz. Ayrıca bala karıştırılarak da yenir. Genelde günde 1-2 kez bir çay kaşığı likit keten tohumu yağı veya kavrularak öğütülmüş tohumu ya da 100mg.lık kapsüllerinin alınması yeterli olur.  

SAW PALMETTO BİTKİSİNİN FAYDALARI

SAW PALMETTO (Testere palmiyesi) : Saw Palmetto Güney Amerika’da yetişen küçük palmiye ağacı meyvesidir. Amerikan yerlileri tarafından idrar yolları rahatsızlıkları ve prostat tedavisinde kullanılmıştır. Prostat büyümesini önler , büyümüş prostat  tedavisi için tavsiye edilen bir ekstredir. Prostat sorunlarının azaltmak için doktor kontrolünde günde iki kez 160 mg. kullanımı yeterli olabilir. Prostat büyümesine bağlı sorunlar, basit iyi huylu prostat irileşmesinde de, prostat bezi kanserinde de aynıdır. Bu nedenle, bu tür sorunları olanların Saw Palmetto’ya başlamadan önce, prostat kanseri olasılığı yönünden doktora başvurmaları gerekmektedir. 

ZENCEFİL BİTKİSİNİN KULLANIM ALANLARI

ZENCEFİL (GİNGER) : Mide bulantısı bir sorun olduğunda zencefil her yerde bulunabilecek en iyi ilaçtır. Taşıt tutması ve sindirim bozukluğuna karşı kullanılması onaylanmıştır. Kanser, kalp hastalığı ve migrene karşı da kullanılır. Romatizmal kas ve eklem ağrılarını azaltır. Alerji, nezle ya da soğuk algınlığı sonucu oluşmuş burun, boğaz ve solunum sistemi belirtilerini iyileştirir. 100-300 mg. dozlarında hazırlanmış standardize edilmiş ekstrelerinden günde 1-2 kez alınabilir.

İĞDE BİTKİSİNİN FAYDALARI

İĞDE (Elaeagnus) : İğdeciler familyasının örneğidir. Yemişi, kızılcık biçimindedir. Derisi sert ve sarı, eti beyaz un halinde mayhoş ve burukçadır. Yaprakları tüylüdür. 10 kadar türü vardır.
Faydası: Bağırsak bozukluklarını ve ağız pasını giderir.

İZLANDA YOSUNU BİTKİSİNİN FAYDALARI

İZLANDALİKENİ (İzlanda yosunu) : Dağlarda ve ormanlardaki kayalar üzerinde bulunur. Zeytin yeşili renginde, dantel gibi tırtıllı parçalar halindedir. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Müsilajlı ilaç yapmakta kullanılır. İçeriğinde "Lichenin", "Dekstrolikenin" ve "Cetrarin" vardır.
Faydası: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Bağırsak bozukluğunu giderir, ishali keser. Nefes darlığını giderir. Bronşitin sebep olduğu şikâyetleri giderir. Veremde faydalıdır. Şeker hastalarına ekmek yapmakta da kullanılır

İTÜZÜMÜ BİTKİSİNİN FAYDALARI

İTÜZÜMÜ (Köpeküzümü) : Patlıcangillerden; ormanlarda yetişen bir bitkidir. Çiçekleri beyaz, meyveleri parlak siyahtır. Meyvesi, yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Ev ilaçlarında çok dikkatli kullanılması gerekir.
Faydası: Romatizma ve mafsal ağrılarını keser. Aybaşı düzensizliğini ve rahim hastalıklarını

İNCİR MEYVESİNİN FAYDASI

Dutgillerden asıl vatanı Akdeniz kıyıları olan yaprakları geniş ve dilimli bir ağacın meyvesidir. Armut biçiminde ve büyüklüğünde yumuşak, çekirdekleri darı şeklinde tatlı bir yemiştir.
Faydası: Bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Mide tembelliğini tedavi eder. Vücudu ve sinirleri kuvvetlendirir. Enerji verir. Nekahet devresini kısaltır. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Bronşları yumuşatır. Çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Lapası, yanık ağrılarını keser. Dallarından akan süt, nasır ve siğilleri giderir. Basurda faydalıdır. Nezle ve sıtmada da kullanılır.

İNCİÇİÇEĞİ BİTKİSİNİN FAYDALARI


İNCİÇİÇEĞİ (Mayıs çanı) : Zambakgillerden, ok biçimindeki yaprakları arasında ince bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisidir. Boyu 20 cm kadardır. Çiçekleri beyazdır ve üzüm salkımı şeklindedir. Yemişleri küçük ve kırmızıdır. Kokusu çok güzeldir.
Faydası: Kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Çarpıntıyı keser. Kalp hastalığından kaynaklanan suyu söktürür. Ev ilaçlarında kullanılmaz.

ITIR BİTKİSİNİN FAYDALARI

ITIR (Çobaniğnesi) : Sardunyagillerden, yaprakları güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir süs bitkisidir. Kumlu topraklarda yetişir. Yeşil kısımları tüylü ve oyalıdır. Çoğunun çiçekleri beyaz veya pembedir. Losyon yapımında kullanılır.
Faydası: Cildi güzelleştirir. İshali keser. Boğaz ağrılarını giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Nıkriste de faydalıdır.

ISPANAK NELERE FAYDALI


ISPANAK (Spinacia Oleracea) : Ispanakgiller familyasından; kış sebzesi olarak yetiştirilen bir bitkidir. İçeriğinde demir, vitaminler ve enzimler bulunur.
Faydası: Vücudun dayanıklılığını artırır. Kansızlığı ve gelişme bozukluğunu giderir. Soğuk algınlığına karşı korur. Kalp ve gelişme bozukluğunu giderir. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Ruhi çöküntünün sıkıntılarını giderir. Kan miktarını artırır. Ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Kanser ve veremden korur. Hamilelerde faydalıdır. Doğacak bebeğin güçlü olmasını sağlar. Yara, yanık ve dolamada da faydalıdır. Dişlerin çürümesini önler. Şişmanlık ve şeker hastalığına da faydalıdır

ISIRGAN BİTKİSİNİN FAYDALARI


ISIRGAN (Urtica Urenus) : Isırgangillerden ilkbaharda yetişen, her tarafı sert tüylerle kaplı bir büyük ottur. Tüylerinin içeriğinde formik asit vardır. Sürüldüğü yeri kaşındırır ve yakar. Tohumları da kullanılır.

Faydası: Dıştan tatbik edildiği zaman, iç organlarda biriken kanı çeker. Romatizma ve mafsal ağrılarını dindirir. Burun kanamasını keser. Egzamanın şikâyetlerini giderir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Böbrek kumlarını döker. Balgam söktürür. Haricen tatbik edildiği zaman, dalak hastalıklarına ve çıbanlara da faydalıdır.

IHLAMUR BİTKİSİNİN FAYDALARI


IHLAMUR (Tilia) : Ihlamurgiller familyasından; kerestesi güzel, bir gölge ağacı ve bunun kurutularak çay gibi haşlanıp içilen güzel kokulu çiçeğidir. Temmuz ve ağustos aylarında toplanıp, kurutulur. Birçok çeşidi vardır.
Faydası: Sinirleri kuvvetlendirir, sinir bozukluğunu giderir. Uyku verir. Kan dolaşımının normal olmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Kalp kifayetsizliğinde faydalıdır. Damar kireçlenmesini önler. Böbrekleri ve mesaneyi temizler. İdrar söktürür. Kum döker, taş oluşmasını önler. Ter söktürür. Grip ve soğuk algınlığının şikâyetlerini giderir. Göğsü ve bronşları yumuşatır. Mide ifrazatını artırır. Balla karıştırılıp içilirse, mide ülserine faydalıdır. Kabızlığı ve bağırsak spazmını giderir. Boyun ve yüze güzellik verir. Burkulma ve ezilmelerde ağrıyı keser. Saç dökülmesini önler

EL VE KOLTUK ALTINDA AŞIRI TERLEME



Pek çok yararı bulunan ve fizyolojik bir mekanizma olan terleme, zaman zaman sosyal bir sorun haline gelerek kişilerin yaşam kalitesini düşürebiliyor.

Terleme esnasında vücuttan su ile birlikte az miktarda tuz, üre, ürik asit ve çeşitli toksik maddeler atılır .

TERLEME SAĞLIĞIN BELİRTİSİ

Normal bir yetişkinde, yaklaşık 2 ila 4 milyon tane ter bezi bulunur ve bunlardan günde ortalama 500 cc civarında ter salınır. Bu salgının temel fonksiyonu vücut ısısının kontrol altında tutulmasıdır.

Hava sıcaklığı veya egzersiz gibi nedenlerle vücut ısısı arttığında , salınan terin bir kısmı vücuttan buharlaşıp uzaklaşır ve bu sayede soğutma sağlar.

Aşırı terleme iki türlüdür :

Terlemenin günlük yaşantıyı etkileyecek kadar yoğun olması durumuna genellikle insanların yüzde 1’inde rastlanır. Aşırı terlemenin kesin nedeni henüz bilinmemekle birlikte, en sık rastlanılan açıklama sempatik sinirlerin bazen doğuştan gelen ve hiçbir nedene bağlı olmayan bir şekilde çok yüksek seviyede çalışmalarıdır.

Bu rahatsızlığın belirtileri genelde çocukluk ve ergenlik çağlarında başlar ve yaşam boyu devam eder. Genellikle el, koltuk altı, yüz ve ayak gibi bir veya birkaç bölgede görülen aşırı terlemeye primer hiperhidroz adı verilmektedir.

Altta yatan hormon veya metabolizma bozuklukları, bazı enfeksiyonlar, hastalıklar ve psikiyatrik bozukluklar, bazı ilaçların yan etkileri veya aşırı kilo gibi nedenler de aşırı terleme yapabilir, bu duruma ise sekonder hiperhidroz denilmektedir ve terlemede artış belli bir bölgeden çok vücudun genelinde görülür. Bu durumda, altta yatan sorunun tedavisi gereklidir. Tedavi seçeneklerine başvurmadan önce, sorunun nedeninin araştırılması ve tedavinin buna göre düzenlenmesi gerekir.

AŞIRI TERLEMENİN SOSYAL SONUÇLARI
Aşırı terleme kişinin sosyal, fiziksel ve mesleki yaşamında çok önemli problemlere yol açabilir, romantik ilişkilerini, iş verimini, eğitim ve kariyer seçimini, ruhsal sağlığını ve yaşam kalitesini çok olumsuz etkileyebilir.

Örneğin, elleri fazla terleyen kişiler sosyal çekingenlik yüzünden el temasından ve tokalaşmaktan kaçınabilir veya sosyal deneyimlerden kaçınamadıkları zamanlarda ve öncesinde şiddetli iç sıkıntısı yaşayabilirler. Hasta terleyeceği endişesine kapıldığı zaman, terlemesine neden olan uyarılar artarak terlemeyi daha da artırabilir ve de sonuçta gerginlikler ile bunların fiziki sonuçları birbirlerini tetikleyerek hastayı bir kısır döngüye sokabilir.

AŞIRI TERLEMEDE TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Aşırı terlemenin tedavisinde cerrahi ve cerrahi dışı metotlar da kullanılabilir. Genel olarak, ilk önce ağızdan alınan sistemik ilaçlar, haricen sürülen kremler ve losyonlar, botoks enjeksiyonları veya iyontoforez gibi metotlar denendikten sonra istenen sonuç elde edilemiyorsa cerrahi denenmelidir.

Cerrahi dışı metotların en olumsuz tarafları etkilerinin geçici olmaları ve bu nedenle belli aralıklarla tekrarlanmalarının gerekmesidir, ancak özellikle hafif vakalarda etkili sonuç verebilirler.

İlaç Tedavileri
Hiperhidroz tedavisinde kullanılan ve tedavi başarıları değişken olan bazı seçenekler mevcuttur. Beta-blokerler, antidepresanlar ve bazı antikolinerjik ilaçlar bir süreliğine faydalı olabilirler. Ancak terlemeye etkili olmaları için alınmaları gereken dozlarda ortaya çıkan çeşitli yan etkileri nedeniyle genelde önerilmezler.

Terleme Önleyiciler
Tedavide ilk seçenek olan terlemeyi önleyici merhemler ve spreyler hafif ve orta şiddetli sorunu olan hastalarda kullanılabilir. Çoğu kozmetik ter önleyicide de yer alan aluminyum tuzlarının hiperhidrozisli hastalarda etkili olmaları için çok daha yüksek konsantrasyonlarda kullanılması gerekir.

Haftada 2-3 kez sorunlu bölgeye sürülür ve ömür boyu kullanılması gerekir, ancak zamanla etkisi azalabilir ve ciltte tahrişe yol açabilir. Kullanımdan hemen önce banyo yapılmamalı ve de zedelenmiş ya da tahrişli deriye uygulanılmamalıdır.

İyontoforez tedavisi
El ve ayakta olan aşırı terlemede kullanılır. Elektrolit solüsyonuna batırılmış eller ve/veya ayaklara düşük voltajlı elektrik uygulanması prensibine dayanır, kesin etki mekanizması bilinmemektedir. Zaman alıcı ve özel cihaz gerektiren masraflı bir metottur.

Başlangıçta daha sık, ortalama haftada bir yapılan 1-2 aylık bir tedaviden sonra şikayetler 1-3 ay süren bir azalma sağlayabilir, sonra tekrarı gerekir. Gebeler, kalp pili olanlar ve metal ortopedik protezi olanlarda uygulanamaz. Hafif ve orta şiddetli hastalıkta etkili olabilmektedir.

Botox tedavisi
Clostridium botulinum adlı bakterinin ürettiği bilinen en ölümcül zehirlerden biri olan botulinum toksini, çok düşük ve uygun dozlarda kullanılarak koltuk altı, el ve ayaktaki aşırı terleme sorununa çözüm sağlayabilmektedir.

Bu toksin ter bezlerini uyaran sinirlerde uzun süren bir felç benzeri etki ortaya çıkararak terlemeyi birkaç kat azaltır. Terleyen bölgeleri belirginleştiren çeşitli boyama metotları ile ciltteki hedef bölgeler belirlendikten sonra, kremler ile cilt uyuşturulur ve ince uçlu iğnelerle acıtmadan cilt içine ilaç enjekte edilir.

İşlem yaklaşık yarım saat sürer ve etkisi kısa sürede ortaya çıkar. İstenen etki 12 aya kadar devam edebilir, etki azaldığı zaman ise enjeksiyonun tekrarlanması gerekir. Genelde botox alerjisi olanlar, hamileler ve myasteni veya MS gibi kas-sinir hastalığı olanlar haricinde genç yaşlı çoğu kişiye uygulanabilmektedir.

Cerrahi Tedavi
Diğer tedavi seçenekleri denendikten ve cevap alınamadıktan sonra, uygun olan kişiler seçilerek cerrahi tedavi uygulanabilir.

Ter bezlerinin sayısının azaltılması için koltukaltı derisinin cerrahi olarak çıkarılması veya koltuk altı cildine yüzeysel liposuction uygulaması ile ter bezlerinin alınması da aşırı terleme tedavisinde kullanılan yöntemlerdir, ancak bu metotlar hiperhidroz sadece koltuk altına izole ise tercih edilmektedir.

El ve koltuk altında birlikte hiperhidroz olduğu durumlarda etkinliği en yüksek ve en popüler cerrahi metot, ETS diye kısaltılan Endoskopik Torakal Sempatektomi’dir. Bu metodu deneyimli göğüs cerrahları ve plastik cerrahlar uygulamaktadır.

EL VE KOLTUK ALTINDA ETS YÖNTEMİ
Özellikle el ve koltuk altı terlemelerinde uygulanan ETS, göğüs boşluğundan geçen sempatik sinirlerin etkisiz hale getirilmesini sağlar. Cerrahi teknik olarak sinirin kesilmesi, yakılması veya titanyum klipslerle ezilmesi şeklinde seçenekler mevcuttur ve de bunların hepsinde çözüm kalıcıdır. İşlem bir saat kadar süren genel anestezi altında yapılır.

Koltuk altında 1 cm kadar küçük 1-2 delik açıldıktan sonra sokulan kamera ve küçük aletlerle işlem gerçekleştirilmektedir. Başarılı olunmuşsa ameliyatın etkisi hemen ortaya çıkar ve hasta uyandığında ellerini kuru ve sıcak hisseder. Ameliyattan sonra 1-2 gün veya daha az süre içinde taburcu olunup kısa sürede normal çalışma düzenine dönülebilir.

Bu ameliyatın yapılamayacağı kişiler genel anestezi alamayacak, ağır kalp-akciğer hastalığı olan, plevra zarında geçirilmiş ameliyat veya hastalığı olan veya tedavi edilemeyen tiroid hastalığı olan hastalardır.

Cerrahinin genel risklerine ek olarak, ameliyatın en sık yan etkisi ameliyat edilen dışındaki bölgelerde terlemede artış olmasıdır. Bazen bu artış ameliyattan önceki hali tercih ettirecek kadar şiddetli olabilir, bu durumda işlemin geriye döndürülmesi klipsleme dışındaki metotlarda çok zordur.

Benzer Konular

Popüler Yayınlar